Kadın Kültür Evlerinin Gündeminde Çocukların Ruhsal Gelişiminde Ailenin Önemi Vardı

Üniversitemizin Afyonkarahisar Kadın Kültür Evlerine akademik desteği, Çay ve Çobanlar ilçelerinde verilen seminerlerle devam etti. 2021 Afyonkarahisar Aile Yılı temasına uygun olarak “Çocukların Ruhsal Gelişiminde Ailenin Önemi” konusunun ele alındığı iki etkinlikte, AFSÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Dr. Hacer Gizem Gerçek, katılımcıların konuya ilişkin sorularını cevaplandırdı.

Anne babaların, çocuklarının bilişsel, toplumsal ve duygusal yönden gelişmesi için yeni bilgiler edinmesini sağlayan ilk eğitimcileri olduğunu belirten Dr. Gerçek, anne-baba-çocuk arasındaki ilişkinin, bireyin gelecekteki sosyal ilişkilerinin de temelini attığını söyledi. Ebeveyn-çocuk ilişkisinin, kişilik gelişiminde son derece önemli olduğunun altını çizen Dr. Gerçek, ebeveynlerin sadece çocukla değil birbirleriyle ilişkilerinin de önemine dikkat çekti.

“Bağlanmak, çocuğun gelişimini sürdürmesinde önemli bir işleve sahiptir.”
Bağlanma kavramı ile anne-çocuk, ebeveyn-çocuk veya temel bakım veren-çocuk arasındaki ilişkinin anlaşılması gerektiğini dile getiren Dr. Gerçek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bağlanma kuramı, çocuğun bilişsel, duygusal ve davranışsal gelişiminde, genellikle birincil bakım veren kişi olan anne ile çocuk ilişkisinin etkisini açıklamasıyla yaygın kabul gören yaklaşımlardan biridir. Bu kurama göre bağlanma, çocuk ile bakım veren kişi arasında kurulan duygusal olarak olumlu, yardımcı ve süreklilik gösteren bir ilişkinin varlığını ifade eder.

Anneye veya rahatlatıcı başka bir figüre bağlanmak, çocuğun gelişimini sürdürmesinde önemli bir işleve sahiptir. Bağlanma davranışı, bebeğin çevreyi keşfetme eylemlerinde algıladığı tehlikeli durumlar karşısında geri döneceği güvenli sığınağa karşı duyduğu yakınlık arayışını anlatır.

Bağlanma sisteminde, yaşamın ilk 3 yılında ebeveynlerin çocuklarına verdikleri tepkiler temelinde benlik algısı ve başkaları hakkındaki bilgiler biçimlenir. Yaşamın bu ilk yıllarında çocuğun ihtiyaçları zamanında karşılanır, çocuk bağlanma figüründen destek görür ve bağlanma figürü çocuğun ihtiyaçlarına duyarlı olursa çocukta bağlanma figürünün güvenilir ve sevilmeye değer olduğu hakkında zihinsel temsiller oluşur.

Bağlanma figürü ulaşılabilir ve destekleyici olmadığında; çocuğun ihtiyaçlarına duyarsız, tutarsız ve kararsız yanıtlar oluşturduğunda ise çocuk kendisinin sevilmeye değer biri olmadığına ilişkin içsel model geliştirir. Çocuklarıyla güvenli bağlanma ilişkisi kuran ebeveynler, çocuklarına değerli oldukları, güvende oldukları ve sevildiklerine ilişkin bir bilgi vermiş olurlar. Bu bilgiyle büyüyen çocuklar; özgüveni yüksek, merak duygusu fazla, akran ve sosyal ilişkilerinde yetkin, olumlu benlik algısı olan, stres yaratan durumlarda sorun çözme becerisi gelişmiş çocuklar olarak yetişmektedir.

Ebeveynler güvenli bağlanma ilişkisini güçlendirmek için çocuklarını koşulsuz kabul etmeli, onlara doğru örnek olmalı, empati kurabilmeli ve sağlıklı sınırlar koyabilmelidir. Koşulsuz kabul edildiğini bilen bir bebek ya da çocuk, ebeveyni onunla ilişki kurduğunda hiçbir zaman reddedilme, hayal kırıklığına uğrama, küçümsenme riski altında olmadığını bilir. Olduğu gibi kabul edildiğinden emindir.

Koşulsuz kabul edilen çocuk kendisinin değil, davranışlarının eleştirinin öznesi olduğunu bilir. Yanlışlarını daha iyi görür ve yanlışlarından öğrenir. Ebeveynlerinin kendisine rehberlik etmesine izin verir. Davranışlarını değiştirmesi gerektiğine ilişkin ailesinin kararlarına açık olur.”